scorecardresearch

Burdur "Hırsız Var" Yürüyüş ve Mitingi

177 izlenme
KategoriHaber
Eklenme Tarihi 3 yıl önce
DilTürkçe
Açıklama
HIRSIZLIK VE RÜŞVET DÜZENİNE HAYIR

Burdur’da düzenlenen Hırsızlık ve Yolsuzluk Düzenine Hayır Yürüyüş ve Mitingine yüzlerce vatansever katıldı. Köprübaşı’nda toplanan vatandaşlar, Gazi Caddesi boyunca “Hükümet İstifa, Tayyip Yüce Divan’a”, “Hırsız Var” sloganları eşliğinde yürüyüşe geçerek Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinge katıldı.
Burdur’da STP tarafından düzenlenen Hırsızlık ve Yolsuzluk Düzenine Hayır Yürüyüş ve Mitingine yüzlerce vatansever katıldı. Köprübaşı’nda toplanan vatandaşlar, Gazi Caddesi boyunca “Hükümet İstifa, Tayyip Yüce Divan’a”, “Hırsız Var” sloganları eşliğinde yürüyüşe geçerek Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinge katıldı.
Cumhuriyet Meydanında toplanan kalabalığa STP sözcüsü Kemal Arslan bir konuşma yaparak, “11 yıldır iktidarda bulunan AKP ve gizli ortağı Gülen Cemaati arasındaki ittifak çatırdadı. Etrafa rüşvet, yolsuzluk, ihtilas (aşırma), irtikâp (yiyicilik) yayıldı. Ağızlarını her açtıklarında “Allah, Peygamber, din, iman” sözleri dökülenlerin nasıl da dünya malına tamah ettikleri, nasıl da lüks ve şaşaa düşkünü oldukları, nasıl da paraya taptıkları bir bir ortaya dökülüyor” diye konuştu. Daha sonra Andımız ile Gençliğe Hitabe okundu.
Kemal Arslan şu görüşleri ileri sürdü:
Her iki tarafın birbiriyle ilgili iddialarını birer itiraf olarak kabul ediyoruz. Çünkü ikisinin de masum olmadığını, suç ortağı olduklarını biliyoruz. Yolsuzluk, yoksulluk, zulüm düzeninin sorumlusu olduklarını biliyoruz.
AKP, bir yandan bütün toplumu kendi gerici muhafazakâr zihniyeti doğrultusunda yukarıdan aşağıya yeniden şekillendirirken bir yandan da pervasızca uyguladığı neoliberal politikalarla emekçilerin haklarına saldırıyor. Türkiye Cumhuriyeti, Taşeron Cumhuriyetine dönüştü.
AKP’nin “Yeni Rejim”inde, “Yeni Türkiye”sinde yaşam tarzlarına müdahale, sistematik bir hale dönüştü. Kendisi gibi yaşamayan herkesi “kafir” ilan eden gerici zihniyet “kızlı erkekli” bir arada olmayı yasaklıyor, karma eğitimi bile kaldırmayı planlıyor. Kadın-Erkek eşitliğini kategorik olarak reddeden AKP’nin muhafazakar zihniyeti, sürekli olarak kadınları hedef alıyor. AKP iktidarı döneminde kadın cinayetleri çığ gibi artarken “Her kürtaj bir Uludere’dir.”demagojisiyle kürtaj hakkı yasaklanıyor, kadınların kaç çocuk doğuracağına bile Başbakan karar veriyor. AKP’nin baskı politikalarından sivil toplum örgütlerimiz, sendikalarımız, meslek örgütlerimiz de payını alıyor, yöneticilerimiz, üyelerimiz tutuklanıyor,
“Yolsuzluklar ve devletin içindeki tüm kirli ilişkiler teker teker ortaya dökülürken, Başbakan nafile bir çabayla yolsuzlukların üzerini örterek soruşturmanın kendisine ulaşmasını engellemeye çalışmaktadır. Üç Bakanın istifasının ardından, kabine değişikliği gerçekleştirilmiş, yenileme görüntüsü adı altında tam anlamıyla “savaş” ve “mutlak itaat” kabinesi oluşturulmuştur. Kendi Bakanının da itiraf ettiği gibi yaşanan yolsuzlukların baş sorumlusu olan Başbakan kendini kurtarmaya çalışmaktadır. Ancak Başbakan bilmelidir ki, artık geri dönüş yoktur. Ne bakanların istifası ne de kabine revizyonu yetmez, artık hükümet meşruluğunu yitirmiştir. Başbakan’ın derhal istifasını sunması kaçınılmaz olmuştur.
Uzun süren AKP siyasetinin yolsuzluk batağına saplandığı, çok da uzak olmayan bir zaman dilimi içerisinde rant paylaşımının menfaat çatışmalarına döneceğini ve AKP’yi paramparça edeceğini halk olarak ifade ediyorduk. AKP’nin Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ile karşı karşıya kalmasının ardında her ne kadar Cemaat-AKP çekişmesi var gibi gösteriliyor olsa da aslında bu yaşananlar, vahşi kapitalizmin hizmetkârı olan AKP hükümetinin uyguladığı neo-liberal politikaların yarattığı kokuşmuşluğun kaçınılmaz sonucudur.
Bu aldatmacalar ülkemizin kaynaklarının uluslar arası sermayeye peşkeş çekildiği gerçeğini örtemez. Sebebi ne olursa olsun, ortada çok büyük bir pisliğin olduğuna en küçük kuşku yoktur.
Garip-gurebanın, tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunma iddiasında olan AKP iktidarı, ortaya çıkan rüşvet, talan ve yolsuzlukların altında kalmıştır.
Operasyonların başladığı gün, operasyonları yürüten emniyet görevlilerinin görevden alınması, bunun yurt geneline yayılması, çıkarılan Adli Kolluk Yönetmeliği ile yargının adeta yürütmenin emrine sokulması ve böylece savcıların görevini yapamaz hale getirilmeye çalışılması, suçüstü yakalanmanın telaşıdır.
Haklarında soruşturma başlatılan ve aralarında Başbakanın çocuklarının da bulunduğu kişilerin gözaltına alınması için harekete geçmesi istenen emniyet güçlerinin savcının talimatına uymaması ve ardından savcının görevden alınması da tam bir hukuk tanımazlıktır.
Soruşturmayı yürüten savcı ve emniyet mensuplarına operasyon düzenleyerek olayın üzerini örtmeye çalışmak, Başbakan’ı ve AKP’yi çok daha karanlık bir aşamaya taşıyacak, soruşturmanın kendilerine ulaşmasını engellemeyecektir.
Bu skandalın her aşamasının içerisinde olduğuna inandığımız Başbakan ve çevresi, oluşturdukları bu yolsuzluk bataklığının içerisinde boğulacaktır.
Bu gelişmeler karşısında emekçilerden yana olan güçlerin “Cemaat-AKP kavgası” deyip sessiz kalması doğru bir tavır olmayacaktır.
Yerel seçim sürecine girdiğimiz bu dönemde tüm demokrasi güçlerini, yurtseverleri “Cemaat-AKP” ikileminden kurtaracak bir iktidar alternatifi yaratmak gibi tarihsel bir görev ve sorumluluk beklemektedir.”
Burdur halkını Bu bilinç ve duyarlılık içinde olacağına olan inancımızla sizleri saygıyla selamlıyorum